Modellemek

NLP Eğitimi’ne katılarak kendi bilinçdışınızı başarıya ulaşmak için programlayışınızda modelleyişin önemini öğreneceksiniz.

NLP Önvarsayımı:

“Başarılı performansları modellemek, mükemmelliği getirir.”

NLP çalışmalarında Modellemek Süreci üç bölümden oluşur:

1. Rol Modelinizin NE yaptığına odaklanırsınız. Davranışlarına ve fizyolojisine odaklanırsınız. Onun yanında olursunuz. Kendinizi onun gerçeklik haritasının içinde hayal edersiniz. Onun aldığı ‘sonuçların’ aynısını alana kadar onun yaptığını yaparsınız.

2. Rol Modelinizin NASIL yaptığına odaklanırsınız. Onun ‘İçsel Düşünüş Stratejilerine’ (bkz. VAKOGAid) odaklanırsınız.

3. Rol Modelinizin NİÇİN yaptığına odaklanırsınız. Onun başarılı performansını destekleyen inançlarına, tutumlarına, mecazlarına ve hikayelerine odaklanırsınız.

Rol Modelinizin NE yaptığını ‘doğrudan gözlem’ yoluyla; NASIL ve NİÇİN yaptığını ‘Sorular Sorarak’ öğrenirsiniz.

NLP Eğitmeni Anthony Robbins:

“If someone produces a ‘result’ that we could like to ‘model’, we need to know more that the fact that he ‘pictured’ something in his mind and ‘said’ something to himself. We need ‘sharper tools’ to really ‘access’ what is going on in the mind. That is where ‘Submodalities’ (‘Alt Sistemler’) come in. Submodalities are like the precise amounts of ‘ingredients’ (‘parçalar’) required to create a ‘result’. Submodalities are the smallest and most precise building blocks that make up the structure of human experience.”

. . .

Hikaye: “Charles Gibi Gülümsedim” – NLP Eğitmeni Sue Knight‘ın alıntısı:

“Uzun yıllar Charles isimli bir eğitmenle çalışmıştım. Onun mühendislerle iletişim kurmaktaki becerisini, NLP Seminerleri’nin etkililiğini kimse inkar edemezdi. Onu hem severler hem de sayarlardı.

Bir gün bir grup mühendise NLP Semineri vermem gerekiyordu. Daha önceki NLP Seminerleri’nden kaytarmış olan bu 18 kişilik grubu, şirket yönetimi bu NLP Semineri’ne katılmağa zorlamıştı. Katılmayanların ücretlerinden kesinti yapılacağı duyurulmuştu.

Toplantı salonunda herkes yerine oturduğunda, onlara ‘baktım’. ‘Haydi bakalım bize bugün neler anlatacaksın’ der gibi, hafif alaycı bakışlarla beni süzüyorlardı. Boğazımın kuruduğunu, yüreğimin sıkıştığını hissettim. Onlarla üç gün geçirecektim. Üç koca gün.

Konuşmama her zamanki gibi ‘Bu NLP Semineri’nden neler bekliyorsunuz?’ sorusuyla başladım. Grubun sözcüsü ayağa kalkarak ‘Doğrusunu isterseniz burada olmayı hiçbirimiz istemiyoruz. Başka Seçeneğimiz olmadığından buradayız’ yanıtını verdi.

O anda ‘Charles Kimliğine’ bürünmeğe karar verdim. O’nun ‘duruşunu’, O’nun ‘mimiklerini’, O’nun ‘yöntemlerini’ kullanmağa başladım. Charles NLP Seminerleri’nin başlangıç bölümünde ‘sessizce’ otururdu. Katılımcıları ‘etkilemeğe’ çalışmazdı. Herkese ‘saygı’ duyulması gerektiğine inanırdı. Herkesin ‘kendi deneyimleriyle’ bu topluluğa katkıda bulunabileceğine inanırdı. Ben de bunları ‘hatırlayarak’ benzer ‘düşünceler’ ve ‘beklentiler’ oluşturmağa başladım. Charles konuya her zaman ‘mecazlarla’ girerdi. Seçtiği mecazlar, o seminerdeki topluluğun ‘ilgi alanlarına yakın’ mecazlar olurdu. Çoğu zaman sporla, özellikle de ‘bilardo’ oyunuyla ilgili olurlardı. Son günlerdeki okumalarımdan yararlanarak ben de onunkilere benzer örnekler verebildim. Charles’ın yöntemlerini inanç, düşünce ve değerlerini benimsedikçe kendime güvenim arttı. Topluluk konuya ilgi duymağa başladı. Bana birkaç ‘samimi soru’ bile sordular. Etkileşimlerimiz gittikçe daha olumlu biçimler almağa başladı.

NLP Semineri sona erdiğinde, o uzun ilk günün sonunda, grubun sözcüsü yanıma gelip eliyle omuzuma hafifçe dokunarak ‘Pek te fena değilmişsin’ dedi. Ona bakarak, Charles gibi gülümsedim. O an ‘başardığımı hissettim’. O üç günlük NLP Semineri’nden sonra şirketin diğer birimlerinden de NLP Semineri teklifleri aldım.”