Kişisel Değişim

Hikaye: “Roller Coaster”. Danell Jones anlatıyor:

“Duygusal inişler ve çıkışlar dünyaca ünlü İngiliz romancı Virginia Wolf‘u sarsıyor, bir lunapark treni gibi (roller coaster) kimi zaman onu ‘en yükseklere çıkarıyor’ sonra ani bir şekilde ‘yere yapıştırıyordu’.” (bkz. manik depresif ruh hali)

Sue Knight:

“The connections you make and the way you ‘represent’ memories, ideas and information are unique to you. Many people become skilled at ‘storing’ memories in a way that leads to depression, anger and other negative feelings.”

Anthony Robbins:

“İnsanların anlamadıkları şey, depresyona (ya da strese, öfke krizine) girmeleri için ‘zihinlerinde’ ve ‘fizyolojilerinde’ belirli şeyler (bkz. Stratejiler) yapmak zorunda olduklarıdır.” Strategy: An anchored sequence of representations (Temsiller) used to guide our behaviors.”

Brenda Poinsett:

“The thinking patterns of a depressed person are distorted. The basic premise of cognitive therapy is that our ‘thoughts’ govern our ‘moods’. The way we look at things-our ‘perceptions’, our ‘mental attitudes’ and our ‘beliefs’ – govern the way we ‘feel’.”

Dr. Don Colbert:

“When we are ‘stressed’, ‘depressed’, ‘angry’, ‘anxious’ or ‘feeling guilty’, we become more prone to ‘misinterpreting events’.”

David Hammond: Dr. Milan Ryzl states:

“When information emerges into conscious experience, it is dependent on our psychological frame of mind-whether we are holding basically ‘positive’ or ‘negative’ attitudes. If our mental structure is NOT positively receptive, we are quite apt to distort the Information, because as Dr. Gertrude Schmeidler points out, it is being filtered through our personality.” “Psişik Duyuyu aktive etmek için Milan Ryzl 4’lüsü:

1. Focus

2. Flow

3. Fredom from distortions

4. Receive psychic information and images you want.”

David Hammond:

“Instead of hypnosis, Harold Sherman uses ‘Physical Relaxation’, ‘meditation’ and ‘visualization’ formula. Dr. Milan and Harold both insist on

1. A clear state of mind

2. A state of total receptiveness.

Otherwise ‘images’ and ‘information’ both ‘sent’ and ‘received’ can be coloured by personal hang-ups.”

Dr. Paul Adams:

“Most of the difficulties and failures in your life are due to the fact that your subconscious is a reservoire of a vast amount of misinformation. Your subconscious needs to be re-educated and reprogrammed. The subconscious must be reached and br convinced with new and forceful suggestions if you are to achieve what you desire in life. Dr. Maxwell reveals the fact that most of us need to be ‘dehypnotisied’. This is why it is almost impossible for you to gain self-confidence and self-improvement in any area of your life without using the dynamics of hypnosis and self hypnosis.”

Tad James:

“A ‘part’ of our personality, usually unconscious, which has human attributes, which is responsible for maintaining a certain ‘SET’ of internal representations.”

Dr. Don Colbert:

“Depression, disease and chronic stress seem to form a ‘chain’ linked cycle.”

Rosalind Coward and John Ellis:

“Saussurean Linguistics (…) Lacan claims that Freud had already anticipated this in his work on dreams. Freud’s discovery that ‘unconscious signification’ (Esen Tarım Çevirisinde: Bilinçdışı Anlamlandırma; Erengil Yorumu: Bilinçdışı Temsil) is accessible and objectifiable for an analysis in language has made it possible to demonstrate the ‘Active Function of the Signifier’ (Erengil Yorumu: İçsel Temsilin Aktif İşlevi) in the determination of ‘meaning’ (‘anlam). In Dreams, for example, either several thoughts appear condensed in one ‘symbol’, or ‘the representation of unconscious desire’ (‘Bilinçdışı Arzunun Temsili’) is deplaced into another ‘symbol’ to accomodate dream concorship. ‘Meaning’ disseminates itself in the dream according to the position of the subject (its socio-familial construction) and the arrangement of the ‘Signifying Chain’ (Erengil Yorumu: Temsiller Zinciri) in relation to the position. Because of this, it is never possible to separate the domains of ‘consciousness’ and ‘unconscious.”

Tad James:

“Our memories as we ‘store’ them are arrenged in a ‘Gestalt’, which means simply that ‘memories’ around a certain subject are often connected like a string of pearls (İnci Kolye gibi) might be connected. In understanding ‘Time Line Therapy’ it is important to understand that both ‘In Time’ and ‘Through Time’ people arrange their memories in ‘Gestalt’. In other words, they make a collection of memories in a ‘chain’ called ‘motivation’ or called ‘happiness’ etc.”

Hikaye: “Meksikadan Gelen Kadın”. Anlatan: Dr. Don Colbert:

“Not long ago a woman came from Mexico to my office. She was loaded with ‘toxic emotions’. She had been a ‘BUNDLE’ of ‘negative life beliefs’. I spend a week helping this woman ‘identify’ and ‘change’ her ‘distortional belief system’. By the time she left she reported ‘feeling better’. I hope those feeling lasted (uzun süreli olur).”

Joseph Campbell:

“The writer Thomas Berry says (…) The ‘story’ (hikaye) is the Plot we assign to life and the universe, our basic assumptions and fundamental beliefs about ‘how things work’. We awoke in the morning and know ‘who we were’, we could answer the questions of our children. Story shaped our ’emotional attitudes’; provided us with ‘life’s purpose’; energized our ‘actions’; consecrated ‘suffering’ and guided ‘education’.”

Anthony Robbins:

“If you do NOT like ‘How you feel’, change ‘What you represent to yourself’.” (bkz. ‘İçsel Temsiller’)

Sue Knight:

“We achieve the results we do through the programs we run in our minds and in our actions. Personal pograms are a ‘sequence’ of mental and behavioral codes. The programs are managed by your unconscious mind. These programs are known as strategies.”

“Key to Success”:

“Create an internal sensory specific representation of behaviour you want. The reason it works well is that our unconscious minds can NOT tell the difference between ‘What happens!’ and ‘What we imagine!’ because they share the same neurology.”

. . .

NLP Eğitmeni Robert Dilts‘in Öğrenmek, İletişim ve Kişisel Değişim çalışmaları için hazırladığı ‘Değişimin Nörolojik Düzeyleri’ Modeli şöyle:

  1. Spiritual-Ruhsallık: Bu en derin düzeydir. “Neden buradayız?”, “Amacımız nedir?” gibi soruları düşündüğümüz alandır. Galata NLP Akademisinde Kalp, Ruh, Sezgi, Vicdanın Sesini Dinlemek, Ayırdediş Kılıcı, Huzur alanıdır.
  2. Identity-Kimlik: Temel ‘kendilik’ duygumuzdur. Temel değerlerimizi ve misyonumuzu içerir. Örneğin: “Ben iyi bir satıcıyım”. Galata NLP Akademisinde Nefs, Zihin, Düşünceler, İrade, Duyumlar, Duygular, Arzular alanıdır.
  3. Beliefs-İnançlar: Doğru olduğunu düşündüğümüz fikirlerden oluşur ve davranışlarımızı etkiler. Örneğin: “Başarılı satışlar yaparsam 2 yılda Satış Şefi olurum”.
  4. Capability-Beceriler: Kullandığımız beceriler ve stratejilerdir. Örneğin: “Bu yeni ürünü satabilirim.”
  5. Behaviour-Davranışlar: Eylemlerimizi içerir. Örneğin: “Bugün bu yeni ürünün satışını yapacağım”.
  6. Environment-Çevre: Tepki gösterdiğimiz çevremizden, görüştüğümüz insanlardan ve onların tepkilerinden oluşur. Örneğin: “Bana verilen bölge bu yeni ürünün satışı için iyi bir çevredir”.

NLP Koçluk Hizmetleri’nde önce danışanın sorununun HANGİ düzeyde olduğu belirlenir (Örneğin: Çevre) ve sonra da bu sorunun çözümü için üst düzeylerden hangilerine müdahale edileceği belirlenir (Örneğin: Beceriler ve Davranışlar). Dolayısıyla NLP sizin kendi yaşamınızın kalitesini ve çevrenizdeki insanların kalitelerini geliştirmek için, ‘anlamlı bir değişimin’ (Programming) üretimi için ‘Neuro Linguistics’in kullanılışıdır.

. . .

Philo Sophia alanına baktığımızda ‘İnsanın Dönüşümü’ ile ilgili şu bilgilere rastlıyoruz.

Epictetus:

“The KEY to ‘Transforming Oneself’ into the ‘Stoic Sophos’ (Wise Person, Bilge Adam) is to larn what is in one’s power and this is the correct use of impressions (Phantasiai).”

. . .

Epiktetos ‘Stoa Yolunda Ahlaksal Gelişim’ ile ilgili olarak şu planı önermektedir:

  1. Kendini ‘nefs hastalıklarından’ ve ‘hastalıklı duygulardan’ kurtarıp, nefs dinginliğine erişmek ve ‘fiziksel arzuları’ akılla ve erdemlerle düzenlemek
  2. Etik davranışları, toplumsal rollerine uygun olarak doğru akıl yürütmek ve erdemlerle düzenlemek ve gerçek bir oğul, kardeş, yurttaş gibi davranmak
  3. Dışsal duyusal izlenimleri, her zaman yanılmaz bir ‘mantıksal yargı’ ile yargılamak.

. . .

Stoa Felsefesi’nin etik anlayışında ‘vurgu’ ‘Kosmos’un fiziksel yapısına’ değil, ‘her bir bireyin içindeki tanrısal ruha’ yapılıyordu. İçimizdeki ‘akıl’ (reason), ‘evrensel akıl’ın (universal reason) bir parçasıydı.

Epictetus:

“To the Cynic it is his ‘conscience’ (vicdan) which affords him the Power and NOT his arms and his bodyguards.”

Pythagoras‘ın izleyicileri her akşam, o günkü ‘olayları’ hatırlıyorlar ve kendilerini ahlaksal olarak ‘Yüksek Kendiliklerine’ (Higher Self) göre ya da ‘Vicdanlarına’ (Conscience) göre yargılıyorlardı. Pythagoras‘ın öğrencisi olan Empedokles insanın içinde var olan ‘tanrısal bir kendilikten-Daemon-‘ söz ediyordu ve bu Yüksek Kendilik ya da ‘pneuma’ (ruh), ‘aşağı kendilik’ olan psyche‘den ya da nefs‘ten farklıydı. Kinik (Cynic) filozofların yönetici ilkeleri ‘Vicdan’dı ve onlar vicdanlarının güneşten bile daha saf olması gerektiğini söylüyorlardı. Eğer vicdanı böyle değilse o kişi bir ‘kumarbazdı’, ‘hiçbir ilkesi olmayan biriydi’. Kinik’ler öğretilerini ‘ODOS’ ya da ‘YOL’ olarak adlandırıyorlardı.

Pythagoras Yolu’nun bir izleyicisi olan Seneca (CE 4-65) şöyle yazmıştı:

“A Holy Spirit dwells within us, the observer and guardian of our Good and bad deeds.”

Cynic Yolu‘nun ve Stoa Yolu‘nun bir izleyicisi olan Epictetus (CE 55-135) şöyle yazmıştı:

“God has placed at every man’s side a guardian, the Daemon of each man, who is charged to watch over him. A Daemon that can not sleep, nor be deceived. So when you shut the doors and made darkness in the house, remember, never say that you are alone; for you are not alone, but God is there and your Daemon is there.”

Epictetus:

“To the Cynic it is his conscience which affords him the power and NOT his arms and his bodyguards.”

Stoa Yolu’nun bir izleyicisi olan Marcus Aurelius (CE 121-180) şöyle yazıyor:

“A faithful man no longer cares what other people say about him, but ‘Devotes himself’ (kendini adar) to developing the most perfect part of himself, in which ‘Faith’, ‘Self Respect’, ‘Truth’, ‘Principles’, ‘A Good Divinity=Daemon’ come into being.” “The role of our ‘Governing Faculty’ (‘Hegemonikon’) as the seat of Rationality and Virtue.”

Virginia Satir, çeşitli hastalıklardan kurtulmanın ve sağlıklı yaşamanın ‘Özdeğer Yüksekliğine’ bağlı olduğunu söylüyordu. Yüksek Kendiliğimize giden yol, yüksek bir Özdeğerden (High Self Esteem) geçiyor. Ve bütün insanlar ‘Yüksek Doğalarına’ uygun yaşamağı ve davranmağı öğrenebilirler. Hepimiz bu ‘değişimi’ yaşayabiliriz.

Dr. Joseph Nuttin ‘Zayıf ve Saldırgan Ego’ ile ‘Tam ve Bütün Ego’ arasındaki farkla ilgili olarak şunları söylüyor:

“Weak and agressive ego afraid for its own existence. Moral development of personality…the ‘Moral Sense’ of Altruism or Charity can reach a full and perfect flowering. Moral Gift…one’s whole person maintaining and develops its own personality in the best and richest way. Moral Gift means being actively open to others and widely receptive to them. This ‘Openness’ and ‘Receptivity’ are simply means of ‘being oneself’ and ‘becoming oneself’, not within the narrow limits of the ‘Isolated Individual Ego’ but according to the expanded potentialities of an ‘ego’ integrated with the world of man and the absolute. This is the only ‘Complete Ego’. It is fundamentally false to consider ‘Others’ as a limitation of the ‘ego’. Contact with others leads to an enrichment of the ego when it is not made on the defensive. It is this Psychological Attitude of Defence – the attitude of the Weak Ego afraid for its own existence – that projects the object of its ‘Fear’ (i.e. attack) upon others. This means that ‘Others’ are looked upon as a threat to the ego, because of the ego’s own feeling of insecurity and inner weakness.”

. . .

Günün Sözü:

“Bedenimiz, Kalbimiz ve Zihnimiz tek bir sistem oluşturuyor.”

Işın Onkologu olan ve neden bazı kanser hastalarının aniden iyileştiğini araştıran, onların tutumlarını araştıran, onlara kemoterapi ve ışın tedavisiyle bağışıklık sistemi arasındaki etkileşimi öğreten, Meditasyon, Kendi Kendine Hipnoz ve Zihinde Canlandırış Teknikleri öğreten Dr. Carl Simonton‘ın dediği gibi “Zihnin ‘Bağışıklık Sisteminin Tepkisi’ üzerinde bir etkisi vardır”. “The mind must have an influence on the immunological response.”

David Hammond:

“1950s, researchers in immunology found that host resistance to the bacillus causing tuberculosis was affected by the patient’s psychological state. Psychiatrists have always known that ‘depression’ makes a person more susceptible to physical ilness, often worsening the duration and degree of Disease. There is a solid body of scientific work that clearly supports the link between ‘mind’ and ‘disease’, even ‘cancer’. Dr. Simonton asked himself: ‘How could I mobilize the power of the mind to affect the immunological response to ‘cancer’.”

Dr. Carl Simonton who first popularized the use of ‘Imagery’ with ‘Cancer’. According to Dr. Simonton, the criterion of ‘Successful Imagery Practice’ is whether the person feels ‘Hopeful’, ‘Powerful’ and ‘Optimistic’ after doing it. This is much more important than the details of the Images or whether they followed someone else’s particular guidelines. ‘Feeling confident’ is one’s ability to influence his or her health, reduce the degree of Stress. Imagery is often used in combination with Relaxation, Affirmation and Meditation.

Günün Sözü:

“The Amygdala is the particular portion of the brain that controls fear and anxiety.”

NLP Eğitmeni Joseph O’Connor da bunu şöyle ifade ediyor:

“NLP sizin bağışıklık sisteminizin sizin içsel diyaloğunuzu dinlediğini söyler.”

Günün Sözü:

“Excessive stress, anxiety and depression are commonly at the root of insomnia.”

NLP Eğitmenleri Joseph O’Connor ve John Seymour:

“Emotions come from somewhere, although their cause may be out of ‘conscious awareness’. Also, emotions themselves are a ‘Kinesthetic Representation’ and have ‘weight’, ‘location’ and ‘intensity’. They have submodalities which can be changed. Feelings are not entirely involuntary and you can go a long way towards choosing the feelings you want. Emotions make ‘excellent servants’, but ‘tyrannical masters’. Representational Systems, Accessing Cues and Submodalities are some of the ‘Essential Building Blocks’ of the structure of our ‘Subjective Experience.”

Biz stresli, depresyonda, öfkeli, endişeliyken ya da kendimizi suçlu hissettiğimizde (örneğin, sigarayı bırakıp tekrar başladığımızda) ‘Olayları’ yanlış yorumlama ve Çarpıtılmış Düşünceler düşünmeğe daha meyilli oluyoruz. Uykusuzluğun temelinde de genelde aşırı Stres, Kaygı ve Depresyon var.

Dr. Don Colbert‘e göre:

“All deadly emotions, to some extent, drive from our attitudes. And attitudes are something we can control. You can choose how you will think and feel about any circumstance, event and relationship in your life.”

Dr. Don Colbert ‘Ruhsal Gelişim’ için şu dörtlüyü öneriyor:

“Bağışlamak

Sevgi

Çarpıtılmış Düşünceleri Değiştirmek (replacing distortional thinking)

Neşe ya da Sevinç”.

İnsanın yaşamında bir ‘Mizah Duygusu’ olmasına da önem veriyor. Şöyle diyor: “Bana yıllardır gülmediklerini söyleyen kanser hastalarım oldu. Onlara ilk tavsiyem şu oluyordu: Gidin bir çocuk ya da bir kedi vb. bulun ve onunla oynamağa başlayın.”

Dr. Georgia Witkin, ‘s-IgA’ (‘Immuno Globulin A’ in the saliva) ile ilgili olarak şunları söylüyor:

“Problems in the immune system…men whose wives died of breast cancer showed a significant decrease in the activity of white blood cells or leukocytes.”

NLP Eğitmeni Anthony Robbins:

“Dr. Jack Shields, a highly regarded lymphologist from Santa Barbara, California, recently conducted an interesting study of the ‘immune system’. He put cameras inside people’s bodies to see what stimulated ‘Cleansing’ of the lymph system. He found that ‘A deep diaphragmatic breath’ (Derin bir Diyafram Nefesi) is the most effective Way to accomplish this. It creats something like a Vacuum that sucks Lymph through the Blood Stream and multiplies the pace at which the body eliminates Toxins. In fact, ‘Deep Breathing’ and ‘Exercise’ can accelerate this process by as much as fifteen times.”

Dr. Belleruth Naparstek:

“Imagery reduce Anxiety and Depression, because it has a direct impact on neuro hormone levels in the body. (…) heightened Immune functioning: increases in ‘Neutrophil activity’, the presence of ‘Thymosin-Alpha-1’ Hormone in the blood, and ‘Immuno Globulin A’ in the saliva.”

Louis Proto anlatıyor:

“Even watching Romantic Films helps to ‘Boost’ the immune system, as Harvard Psychologists David McClelland and Carol Kirshnit established in 1982. Watching such movies was found to increase levels of Immunoglobulin-A in the saliva, our first line of defence against colds and other viral diseases. The sane researchers found that a documentary film on the work of Mother Teresa of calcutta (asıl kimliği Üsküp’lü Arnavut Gonca Boyacı) produce an immediate and appreciable rise of Immunoglobulin Levels in the Saliva of viewers, quite unrelated to their conscious like or dislike of her.”

İnternette ‘Yogabound’da konu şöyle aktarılıyor:

“A study involved 132 College Students to determine the effects of Positive Emotions on S-IgA Levels. Half watched a Morbid Documentary about Power Struggles in the World War 2, while the other half watched an Inspiring Film about Mother Teresa, selflessly serving the Poor and Sick in Calcutta, India. The latter group had significantly increased S-IgA concentrations, indicating heightened Immune Responsiveness.”

Dr. Don Colbert‘e göre ‘Kalp’ kendi ‘acılığını’ biliyor. Depresyon tedavilerinde kişinin kendi beyninin kendi kalbine yaptığı saldırılar üzerine bir anlayış kazanması çok olumlu katkı sağlıyor. İnsanın önce kendi Kalbinin ‘acıyı’ derin bir şekilde anladığını anlaması gerekiyor. Kendi Ruh Halinizi anlamak için başkasına sormanız gerekmiyor. Siz şu anda sizde var olan ‘duygulara’ nasıl erişebileceğinizi bilmeseniz de, onlar bir şekilde içinizde derinlerde varolmayı sürdürüyorlar. Dolayısıyla ‘hedefiniz’ kalbinizin size söylemeye çalıştığı mesajı tanımayı öğrenmek olmalı. İçimizde varlıklarını sürdüren Duygusal Yaralarımızın derinliğini anlamak için ‘Kalbimizin Dilini’ Öğrenmek zorundayız. Kanserden kurtulmağı başaran birisinin dediğine göre kalbi, çok ince Mesajlarla kendisiyle konuşmaya çalışmıştı, “a still small voice”.

Bu bağlamda ‘Kalbin Sesi’ ile ‘Vicdanın Sesi’ aynı olmakta yani “a still small voice”.

Dr. Don Colbert ‘Kalbin beyine ve bedene mesajlar iletişiyle’ ilgili olarak şunları söylemekte:

“Kalbin elektro manyetik alanı, güç açısından, Beynin ürettiği elektro manyetik alandan 5000 kez daha büyüktür. Kalbin kendine ait bağımsız bir sinir sistemi vardır. İnsan kalbinde an az 40.000 sinir hücresi (nöron) vardır. Bu sayı beynin çeşitli ‘subcortical’ merkezlerindeki sayıyla aynıdır. Bu sinir hücreleri kalbe düşünmek ve hissetmek kapasitesi sağlamaktadır. Kalbin elektro manyetik alanıyla, beynin elektro manyetik alanı arasında doğrudan bir enerji etkileşimi vardır. Kalbinizle ‘İletişim Kurmağı’ öğrenirseniz ve kendi nefsinize (soul) ‘Sevgi’ gibi olumlu duyguların yayılışını sağlarsanız, kalbiniz de bedeninize Huzur ve Mutluluk mesajları iletir ve yararlı hormonların ve neurotransmitter’lerin salgılanışını sağlar.”

Klinik Psikolog, Kanada Klinik Hipnoz Derneği Başkanı, Kanada Olimpiyat Takımının Spor Psikologu, Zirve Performans Eğitmeni Dr. Lee Pulos şöyle yazıyor:

“Merkezi Sinir Sistemimiz ‘imaja’ gerçekmiş gibi tepki verir. Hastanın şuuraltı zihni, zihinsel ya da fiziksel bir iyileşmeği başlatabilir. Bu şuurlu ve rasyonel olan Beynin Sol Yarım Küresinin fonksiyonu değildir. Şuurdışı ve sembolik olan sağ yarım küresinin fonksiyonudur. Basitçe kendi kendimizle konuşup telkin vererek şuuraltı zihnimizi yeniden programlayabiliriz.”

Dünyanın en başarılı Hipnoterapisti olan Dr. Milton Erickson‘ın dediği gibi “Self Hypnosis ya da Kendi Kendine Telkin” bir insanın kendi bedeninin ve zihninin nasıl çalıştığını keşfetmesini ve anlamasını; kendi rahatsızlıklarının temel nedenlerini öğrenmesini; onları nasıl kontrol edebileceğini öğrenmesini kolaylaştırarak çok önemli bir rol oynuyor”.

Zihnimizde yaptığımız şeylerle, kalbimizde yaptığımız şeyler ve bedenimizde yaptığımız şeyler bağlantılı. Örneğin belirli bir bedensel duruşla oturmak, belirli duyguları hissetmemiz için bizi yönlendirebiliyor. Olumlu bir düşünceyi düşünmek fizyolojimizi etkileyebiliyor, bizi rahatlatabiliyor. Düşüncelerimiz sürekli olarak kalbimizi ve bedenimizi, kaslarımızı, tansiyonumuzu, nefes alıp verme hızımızı, duygusal tepkilerimizi etkiliyor. Bunlar da düşüncelerimizi etkiliyor. Gündelik hayatın stresi içinde sıradan bilincimiz genellikle savunmacı biçimde kasılmış durumda oluyor.

Son yıllarda özellikle ‘Bedenimiz, Kalbimiz ve Zihnimiz’ arasındaki bağlantılar üzerine hayli fazla sayıda çalışma yapıldı. Örneğin Programlama Çalışmaları olarak adı geçen Onaylama cümlelerinin tekrarlanışı ve Görselleştirme çalışmaları Kanserle Savaşta ‘Tıbbi Tedaviye Yardımcı’ olarak kullanılıyor. PNI (Psycho Neuro Immunology) alanında ‘güçlendirici’ olarak kullanıldığını görüyoruz. Bağışıklık Sistemimiz (immune system) beyin gibi ‘öğrenebiliyor’. Kişisel Değişim ve Terapi çalışmalarıyla Hızlı Öğrenmek, Etkili İletişim ve Yüksek Performans Koçluğu çalışmaları arasında ortak özellikler var. Hepsinde önce bireylerin ‘ihtiyaçlarına’ odaklanılıyor. Bireylerin ‘kişisel kalıpları’ ve ‘stratejileri’ belirleniyor.

Lin Cochran, Edgar Cayce‘ın Meditasyon ile ilgili düşüncelerini şöyle özetliyor:

“The major difference between ‘Meditation for Relaxation’ and ‘Meditating for Spiritual Awakening and Soul Guidence’ is purpose. Either way you probably receive a large dose of Psycho Neuro Immunology, by the ‘Body-Mind Link’ to strengthening the Immune System, which is intertwined with Endocrinology and Clinical Nutrition, as well as Relexation Techniques.”

Kanser vakalarında çok sık olarak ‘kaygı’, ‘hayal kırıklığı’ ve ‘depresyon’a rastlanıyor. Yıllar önce New York’ta 250 kanser hastasıyla yapılan bir araştırmada hastaların ‘kendilerinden nefret ettikleri’, ‘sözel saldırıya uğradıklarında uzun süre kendilerine gelemedikleri’ ve ‘aileleriyle aralarında gerginlik yaratan sorunlar olduğu’ ortaya çıkmıştı. Tam anlamıyla iyileşebilmeleri için bu insanların ‘kendilerini sevmeleri’ ve ‘kendilerini, başkalarını, olayları, durumları ve kurumları bağışlamaları’ gerekiyordu. Eğer bunları başaramazlarsa ‘olumsuz düşünceler’, ‘olumsuz tutumlar’ ve ‘olumsuz duygular’ (hatta bazılarına artık ‘öldürücü duygular’ deniyor) o insanların ‘Psişik Enerjilerini’ (‘Psychic Energy’) yiyip bitiriyordu. Onları ‘Pşişik Kanamalılardan Biri’ (‘Psychic Bleeders’) (bunun karşıtı ‘Psişik Kaynaklar’ yani ‘Psychic Fountains’) haline getiriyordu. Hayli uzun zamandan beri insanda kanserin gelişmesiyle, hayal kırıklığı ve kin duygularına bir bataklık gibi saplanıp kalarak ve bağışlamayı reddederek yaşamak arasındaki bağlantılar biliniyor.

Eski kalıpların kırılmasıyla ilgili olarak Louis Proto şunları söylüyor:

“Louise Hay’s System is based on her ‘conviction’ that ‘dissolving patterns dissolves diseases’ and on the overriding importance of loving yourself.”

Bir araştırmaya göre insan hastalıklarının yüzde 70’inin nedeni ‘bitterness’ (Acılık; Yüreğinde Acı Kök Oluşturmak; Acı Olaylar-aslında olayın kendisi acı değildir biz bilgi işlem sırasında ekleriz-, acı sözler, acı haberler, geçmiş başarısızlıkların acısı; öç alma duygusuyla başkalarının acı çekmelerini istemek); ‘anger’ (öfke, insanları öfke zindanının içine hapsetmek) ve ‘Unforgiveness’ (affetmemek, bağışlamamak) gibi olumsuz duygular. Bunlar liderlerin bile ‘Pşişik Gücünü’ (‘Psychic Power’) emiyor. Hizmetleri sakatlıyor. Kalpteki acılık tansiyona, spazmlara, kasılmalara yol açıyor. Bedeni felç ediyor. Böyle insanların bedenleri, kalpleri ve zihinleri ‘sıkılı bir yumruk gibi’ oluyor. Olumsuz bir ‘Focus’ örneği oluyorlar. ‘Kabz’ oluyorlar. Bazıları öfke zindanının içinde hapsoluyorlar. Dizginleri ele geçirmek ve başkalarını kontrol etmek ‘arzuları’ onları yiyip bitiriyor. Günlerini eleştirerek, yargılayarak (Onlar yanlış ben doğruyum diyerek insanları düşünce zindanına atmak), suçlayarak ve kıskançlıklarla dolu (Kendilerinin sahip olamadığı maddi ya da manevi bir şeye sahip başkalarını kıskanarak) geçiriyorlar. Kalpleri ‘acılıkla’ dolu bu insanlar asla mutlu olamıyorlar. Kalpte bütünlük sağlamak için bunları ‘bırakmak’ (release, let it go) gerekiyor.

Shirley McLaine şöyle diyor:

“All of my physical problems begin in my consciousness and always it relates to some ‘fear’ (Korku), ‘rejection’ (Reddedilmek) or ‘nonworthiness’ (Kendini Değersiz Hissetmek).”

Shirley McLaine‘e göre insanların yaşadıkları duygular arasında en zor olanı insanın kendini bağışlaması. Bağışlamamak kalbi katılaştırıyor.

‘Hakiki Bağışlamak’ insana ‘Şifa’, ‘Sevgi’, ‘Derin bir Kalp ve Zihin Huzuru’ ve ‘Hakiki Neşe’ kazandırıyor.

Bir psikoterapist ve psişik olan ve hastalara kanser hastalığını yenmekte yardımcı olacak Yönlendirmeli İmgelemgücü (Guided Imagery) Çalışmaları yaptıran Dr. Belleruth Naparstek‘e göre ‘Bağışlamak’ ya da ‘Affetmek’, ‘Gerçekten Kim Olduğumuzu Hatırlayışın’ doğal bir ürünüdür.

Joan Borysenko, Dr. Belleruth Naparstek için şunları yazıyor:

“Naparstek’s penetrating study of intuitives has informed the brilliant classic, which unites the logic of the mind with the wisdom of the heart.”

Günün Sözü:

“Katı bir kalbe sahip olmak birçok soruna sebep oluyor.”

İnsanlar ‘bilinçli zihinleriyle’ ve ‘egolarıyla’ sorunlarını çözemedikleri için Terapiste gidiyorlar. Klasik Psikoloji’de ‘danışanların’ bilinçlerini felç eden ‘duygusal deneyim dorunlarını’ anlamalarına ve çözmelerine yardımcı olmak, ‘Danışmanlık Sürecinin’ bir parçası olarak görülüyor. Bu insanların ihtiyaç duydukları ‘kaynaklar’ bilinçdışında. Olumsuz duygularla felç olmuş bir akıl, savunmacı bir biçimde kasılıyor ve bu ruh hali kişinin Alfa düzeyine geçmesine ve bilinçaltındaki olumlu kaynaklara erişmesine engel oluyor.

NLP ve Self Hypnosis Teknikleri sayesinde bizler sadece ‘bilinç alanındaki’ unsurları açığa çıkarmakla kalmıyoruz, ‘bilinçaltındaki’ ya da ‘bilinçdışındaki’ unsurları da açığa çıkarıyoruz. Bu yaşam yolculuğu boyunca taşıdığımız ‘bagajlarımızı’ öğreniyoruz. Böylece ‘Ne’ yaptığımızı (fizyoloji ve davranışlar), ‘Nasıl’ yaptığımızı (içsel düşünme stratejileri) ve ‘Niçin’ yaptığımızı (inançlar, varsayımlar, mecazlar ve hikayeler) öğreniyoruz. Bu da bizim gerçekten yapmak istediğimiz şeyleri yapmamızı ve böylece istediğimiz ‘Hedefleri’ gerçekleştirişimizi sağlıyor. Bunlar ‘Modelleme’nin temelini oluşturuyor, tıpkı Richard’ın Fritz’i modellemesi gibi. Daha doğrusu Richard Bandler’ın kendi bilinçaltını Fritz Perls’in Terapi Kalıplarıyla ‘Programlaması’ gibi. NLP bizim Öğrenme becerimizi Nasıl hızlandırabileceğimizi öğrenmemizi sağlıyor. Yeni düşünme biçimlerini Nasıl geliştirebileceğimizi öğrenmemizi sağlıyor.

Eric Jensen (1979):

“The Challenge of Change. Change is not always easy, but it can happen. And it is exciting. The Feeling of Success comes from knowing you are on the Right Path. There is nothing like it. Because if you have that Feeling, the Feeling that ‘Self Programming’ and ‘Positive Thinking’ can give to you, then you shall be a Success in anything – not just in School, but in Relationships, Athletics, Business and Life.”

Başarılı bir Kişisel Gelişim Danışmanı ve Psikoterapist olan Dr. Lynda Field, ‘Değişim’ (Change) için şu 5 Adımlı Programı sunuyor:
1. Durumu anlamak
2. Neyi değiştireceğine karar vermek
3. Arzu edilen sonucu netleştirmek
4. Soruna neden olan olumsuz kalıpları belirlemek
5. Olumsuz Kalıpları değiştirerek yaşamınızı yeniden programlamak.

Bunun için önerdiği ‘Değişim Teknikleri’ ise şunlar:
1. Onaylayış Cümleleri (affirmation);
2. Yaratıcı Görselleştirmeler (creative visualization);
3. Bağışlamak (forgiveness);
4. Enerjinizi dengelemek;
5. Kendine Değer vermek ve Saygı duymak.

İngiltere’nin önde gelen Kişisel Gelişim Eğitmenlerinden ve saygı duyulan Psikoterapistlerinden biri olan Dr. Gael Lindenfield, Kişisel Gelişim Çalışmaları yapan insanların aşağıdaki Üç Alanda güçlenmelerinin, onların zararlı dışsal Etkilere karşı Savunma Güçlerini artırdığını söylemektedir:

1. Positive Thinking (Olumlu Düşünmek ve bunun için şu 4 strateji: GEE Soruları; Reframing; Affirmations; Anchoring)
2. Assertiveness (Atılganlık)
3. Stress Management (Stres Yönetimi).

NLP Eğitmeni Anthony Robbins:

“What is the difference between how you produce the state of Depression or the state of Ecstasy? The main difference is the way you structure your ‘Internal Representations’ (İçsel Temsiller). (…) What we have to do is Change the ‘Internal Representation’ (İçsel Temsil) from a Negative to a Positive one that is automatically triggered and causes us to produce more Effective Results.”

Kişisel Gelişim alanında NLP bize güçlü bir temel kazandırıyor. NLP bizi kısıtlayan Eski İnançlarımızdan (Ben bu konuda başarılı olamam, gibi), Geleneksel Kalıplarımızdan ve Alışkanlıklarımızdan, Olumsuz Düşünce, Tutum ve Duygularımızdan, Olumsuz Çapalarımızdan Nasıl kurtulabileceğimizi bize öğretiyor. Düşüncelerimizi, Duygularımızı, İçsel Çatışmalarımızı, Çapalarımızı ve Deneyimlerimizi yönetme becerisi kazandırıyor. Bilinçdışımızla olumlu bir ilişki kurabilmemizi sağlıyor. Bu da bizim başkalarıyla aramızdaki ‘Farkı’ belirliyor. ‘

. . .

Dr. Adam Burke‘dan ‘Kişisel Değişim’ konulu bir Self Hypnosis Uygulaması:

  1. Person: Hedefinizi gerçekleştirmek için öncelikle derin bir şekilde Gevşemeği Öğrenin. ‘Eleştirel İçsel Konuşmalardan’ kurtulun. Zihninizi kendinizle ilgili ‘Olumlu İnançlarla’ (positive beliefs) doldurun.
  2. Behavior: Kendinize özen gösterin. Kendinize saygıyla davranın. Başarılarınızı överek cesaretinizi arttırın. Geçmiş yaralarınızı sarın. Bağışlayıp yola devam etmeyi öğrenin. Öfke ve İncinmelerle başa çıkmayı öğrenin. Doğarken birlikte getirdiğiniz Armağanlarınıza, Amaçlarınıza ve Hayallerinize Odaklanın. Eylemlerinizin Sorumluluğunu üstlenin. Yaşamınızı harika bir yaşama çevirin. Siz biriciksiniz ve bir eşiniz daha yok.
  3. Environment: Size saygı gösterenlerle ve sizi kendinizi sevmeniz için ve kişisel gelişiminiz için cesaretlendirenlerle birlikte olun.
  4. Verbal Suggestion: Şu kendi kendine telkini kullanabilirsiniz: “I feel totally confident, powerful, loved and lovable.”
  5. Visual Imagery: Kendinizi özgüvenli, güçlü ve cömert birisi olarak hayal edin.
  6. Metaphor: Bu konuyla ilgili şu mecazı kullanabilirsiniz: “You are a precious child. You are loved in the way strong and kind parents would love and encourage the Success of their child.”

NLP Eğitmeni Sue Knight:

“A strong sense of self is the basis for individual Confidence.”

David Hammond:

“Dr. Dolores Krieger has been practicing ‘Laying on of Hands’-‘El Koymak’ (bkz. Erengil’de: Healing Touch-Şifa Veren Dokunuş) for about 2 years, Dr. Dolores emphasizes that it is NOT ‘Faith Healing’. Faith is NOT important in ‘Laying on of Hands’, it is a Natural Physical Process, and there is NO ‘Abracadabra’ or ‘Hypnotism’ involved. The two main essentials are ‘Practice’ and ‘Experience’. I have discovered that ‘Energy’ can be transmitted from one person to another ‘By Touch’-‘Dokunarak’ and ‘The Desire to Heal’-‘İyileşme Arzusu’ and that anyone can do it.”

. . .

Louis Proto, “Self Healing” adlı kitabında McGill Universitesinden Psikiyatri Profesörü Dr. Bernard Grad‘ın ‘Prayer’ ve ‘Laying on of Hands’ Şifa Gücünün işlediği kanallar olarak gördüğünü ve bunların etkilerinin Laboratuar Koşulları altında ölçülabileceğini belirttiğini söyledikten sonra bunlara üçüncü olarak ‘Healing Through Chakras’ Tekniğinin eklenebileceğini yazıyor. Bunların non-Medical Healers arasında en çok kullanılan Teknikler olduğunu açıklıyor