İletişim Modelleri

Stoa Felsefesinin İletişim Modeli:

Epiktetos ‘yargılar’ başlıklı derste, ‘dışsal duyusal izlenimlerin’ doğru yargılanışını, her zaman doğru ve yanılmaz bir yargı üretmeği işliyordu. Şöyle diyordu:

“İnsanların zihinlerini rahatsız eden şey ‘olaylar’ değil, ‘olaylar ile ilgili yargıları’dır. Örneğin ‘ölüm’ korkunç bir şey değildir. En azından Sokrates böyle düşünüyordu. Korkunç olan tek şey, insanın ölümün korkunç bir şey olduğu şeklindeki yargısıdır. Dolayısıyla biz ‘engellendiğimizde’, ‘rahatsız edildiğimizde’, ‘sıkıntıya sokulduğumuzda’ başkalarını suçlamayalım, kendimizi suçlayalım. Kendi ‘yargılarımızı’ suçlayalım.”

Vipassana İletişim Modeli:

Jiddu Krishnamurti ‘farkındalık’ ya da ‘dikkatli bir gözlem’ ile ‘deneyim’i birbirinden şöyle ayırıyor:

“Farkındalık bir enerji niteliğidir. İçinde enerji kaçağı olmayan, ikilik olmayan, değerlendiriş olmayan, yargılayış olmayan, suçlayış olmayan, karşılaştırış olmayan ‘dikkatli bir gözlem’dir. Geçmiş olan düşüncenin karışması olmadan dıştaki ve içteki şeyleri ne iseler o olarak görmektir.”

“There is a quality of energy which can be called an Awareness. An Awareness in which there is no evaluation, no judgement, no condemnation and no comparision, but merely an ‘Attentive Observation’, a seeings of things exactly as they are, both inwardly and outwardly, without the interference of Thought, which is the Past.”

Hikaye: Jiddu Krishnamurti‘den: “Ağaç ve Ben”:

“Sizin gerçekten öfke, üzüntü ve mutluluğun farkında olup olmadığınızı merak ediyorum. Kendimizle ilgili şeyleri gözlerimizle görüyoruz ve duyumlarımızla algılıyoruz. Farklı çeşitlerde ‘yüzeysel duyusal algılar’. Eğer bu algılar böyle ‘yüzeysel’ düzeyde kalsa ‘kafa karışıklığı’ olmazdı. Çünkü bu düzeyde, birinci adımda  ‘tercih etme’ yok, ‘karşılaştırma’ yok, ‘beğenme ve beğenmeme’ yok, hiçbir ‘psikolojik katılım’ olmadan sadece önümüzdeki şey var. İkinci adımda, bu şeyle ilgili düşünceleriniz, duygularınız, ‘psikolojik tepkiniz’ devreye giriyor. Bu ‘tepkinizin’ Farkında olduğunuzda buna ‘farkındalığın ikinci derinliği’ diyebiliriz. Önünüzde duran ‘ağacı’ gören ve ‘tepkinizi’ hisseden aynı farkındalıktır. Bu ‘bir tek hareket’tir ve bir dışsal farkındalık’tan ve bir de içsel farkındalık’tan söz etmek yanlıştır. Ağacın ‘görsel farkındalığı’ (visual awareness) varken ve ‘psikolojik katılım’ yokken, ilişkide bir ‘bölünme’ yoktur. Ağaca karşı bir ‘psikolojik tepkiniz’ (Psycholojical Response) olduğunda bu ‘Tepki’, ‘Koşullu bir Tepki’dir. Bu Tepki ‘Geçmiş Bellek Kayıtlarının’ (Past Memory) ve ‘Geçmiş Deneyimlerin’ (Past Experiences) tepkisidir. Bu ‘Tepki’ ilişkide bir bölünmeye yol açıyor. Bu Tepki ilişkilerde ‘ben’ (me) ve ‘ben-olmayan’ (non-me) bölünmesine yol açıyor. Artık dünyayla olan ilişkilerinizde kendinizi bu ‘ben’ (me) konumuna oturtuyorsunuz. Birey ve toplum böyle yaratılıyor. Üçüncü adımda şunu soruyoruz: Hiçbir yargılama olmadan ağacın bir farkındalığı, bir gözlemi olabilir mi ve hiçbir yargılama olmadan tepkilerin bir farkındalığı, bir gözlemi olabilir mi? Ağaca ve kendimize bu yol ile bakarak, bölünme ilkesini, ben ve ben olmayan ayrımı ilkesini ortadan kaldırıyoruz.”

(Awareness (Farkındalık), Response (Tepki) ve Experience (Deneyim) kavramlarının Jiddu Krishnamurti‘deki kullanılışıyla, Gestalt (Fritz Perls) ve Richard Bandler‘daki kullanılışlarını karşılaştırın!!)

Linguistics İletişim Modeli:

Rosalind Coward and John Ellis:

“Saussurean Linguistics (…). Dr. Lacan claims that Dr. Freud had already anticipated this in his work on Dreams. Dr. Freud’s discovery that “unconscious signification” (bkz. Bilinçdışı Temsil) is accessible (erişilebilir) and objectifiable for an analysis in language has made it possible to demonstrate the active function of the signifier (bkz. representer, İçsel Temsil) in the determination of meaning. In dreams, for example, either several thoughts appear condensed in one symbol, or the representation of unconscious desire (bilinçdışı arzunun temsili) is displaced into another symbol to accomodate dream cencorship. Meaning disseminates itself in the dream according to the position of the subject (its socio-familial construction) and the arrangement of the ‘signifying chain’ in relation to this position. Because of this, it is never possible to seperate the domains of consciousness and unconscious. The fixed relation of signifier and signified (bkz. Map and the Teritory) which is the object of linguistics is shown as only one moment of a process.”

 

Neuro Linguistics İletişim Modeli:

Korzybski ve Chomsky:

“Our map of reality (bkz. ‘Signifier’ / ‘Gösteren’ / ‘İçsel Temsil’) will always be an incomplete and inaccurate version of ‘what is out in the world’ (bkz. ‘Signified’ / ‘Gösterilen’ / ‘Duyusal Deneyim’), because of the processes of distortion, deletion and generalization that occur as ‘information’ is funnelled through our ‘neurological and linguistic channels’. When people have problems, it is often because they mistake their impoverished map of reality. And there is difference between ‘Deep Structure’ and ‘Surface Structure’ of Language.”

Alfred Korzybski ‘General Semantics’in kurucu babasıydı. 1933 yılında en meşhur çalışması olan “Science and Sanity”yi yayınlamıştı. 1938 yılında kendi Eğitim Merkezi olan ‘Institute of General Semantics’i kurmuştu. Araştırı ve eğitim konularından birisi ‘Neuro Linguistics’ idi. Korzybski ‘Neuro Linguistics’ terimini ilk kullanan kişiydi. Bu terimi “Science and Sanity” de kullanmıştı. 1879 Varşova doğumlu Korzybski, 1950 yılında ölene kadar yazmağa ve dersler vermeğe devam etti.

Noam Chomsky bir ‘Linguistics’ profesörüydü. Çalışmalarının temelinde Korzybski‘nin erken dönem çalışmalarında üzerinde çalıştığı fikirler vardı. 1957 yılında “Syntactic Structures” adlı kitabı yayınladı. Dilin transformasyonel modelini kurguladığı bu kitabında ‘derin yapı’ ve ‘yüzeysel yapı’ gibi kavramları açıkladı. ‘Transformationel Grammer’i geliştirdi. NLP’nin gelişiminde büyük etkisi oldu. NLP’nin ‘dilde kesinlik’ için Meta Model çalışmalarında önemli bir yeri oldu. 1965 yılında “Aspects of Theory and Syntax” adlı kitabını yayınladı. Daha genel okuyucu kitlesine hitap eden, daha kolay okunan bir kitap oldu.

Noam Chomsky çalışmalarında bizim gerçeklik haritalarımızın her zaman yetersiz olduğunu ortaya koymuştu. Zihinsel Haritalarımız, dış dünyada olup biten ‘olayların’ yetersiz bir versiyonuydu. Çünkü ‘bilgi’ (information) bizim nörolojik ve linguistik kanallarımızdan geçerken filtre işlemlerinden; silmek, çarpıtmak ve genellemek işlemlerinden geçiyordu. İnsanların sorunlarından çoğunun nedeni bu Gerçeklik Haritaları’nın yetersiz oluşuydu.

NLP Kurucularından John Grinder, NLP’nin 1 Numarası Richard Bandler‘ın Gestalt Grup Çalışmalarına katılmaya başladığında bir Üniversitede ‘Linguistics’ Yardımcı Profesörüydü. Noam Chomsky‘nin ‘Transformational Grammar’ı üzerinde uzmanlaşmıştı.

Cognitive Therapy İletişim Modeli:

Dr. David Burns, Cognitive Therapy İletişim Modelini şu üç terimle açıklıyor:

1. World (dünya): Dünya ‘olumlu’, ‘nötr’ ve ‘olumsuz’ olaylar serisidir.
2. Thoughts (düşünceler): Siz ‘olayları’ zihninizde sürekli akıp duran düşünce serileriyle yorumlarsınız. Olumsuz bir ‘olay’ olduğunda sizin ‘duygusal tepkinizi’ belirleyen şey, bu ‘olay’a attach’ladığınız ‘anlam’dır. Zihninizdeki düşünce akışları ‘içsel diyalog’ (internal dialogue) olarak adlandırılır.
3. Moods (duygusal haller): Sizin ‘duygularınız’, sizin ‘düşünceleriniz’ tarafından yaratılır, ‘gerçek olaylar’ tarafından değil. Bütün deneyimler ‘beyin’ tarafından işlenir (process) ve siz herhangi bir ‘duygusal tepki’ deneyimlemeden önce ‘olay’a ‘bilinçli bir anlam’ (a conscious meaning) verilir. Eğer sizin o andaki algılarınız ‘çarpıtılmışsa’, ‘duygusal tepkileriniz’ anormal olacaktır.

Dr. David Burns:

“Your emotions result entirely from ‘the way you look at things’. It is an obvious ‘neurological fact’ that before you can ‘experience’ any ‘event’, you must ‘process’ it with your mind and give it meaning.”

Dr. Don Colbert:

“Negative Life Beliefs: When we are ‘stressed’, ‘depressed’, ‘angry’, ‘anxious’ or ‘feeling guilty’, we become more prone to ‘misinterpreting events’. Dr. David Burns identified 10 types of negative beliefs=cognitive distortions.”

Dr. David Burns: “10 Cognitive Distortions:

1. All or nothing thinking: Ya Hep Ya Hiç diye düşünmek. Kişinin kendi kişisel niteliklerini siyah beyaz kategorilerle değerlendirmesi.

2. Overgeneralization: Aşırı genellemek. Bir olumsuzluk yaşadığında kişinin artık hep başarısız olacağını düşünmesi.

3. Mental filter: Zihinsel filtreler. Bir durumla ilgili olumsuz ayrıntılara takılıp kalmak.

4. Disqualifying the positive: Olumlu yanları geçersiz kılmak. Depresyondaki kişiler nötr ya da olumlu ‘deneyimleri’ bile olumsuza dönüştürürler.

5. Jumping to conclusions: Sonuçlara atlamak.

A. Mind reading: Zihin Okumak. Bir erkeğin karısının ‘Sessizliğini’ “Bu karı beni delirtecek, ben şimdi yanlış ne yaptım!” diye yorumlaması gibi.

B. The fortune teller error: Falcı Hatası. Kişinin başına kötü bir şey geleceğini sürekli tekrarlayıp durması gibi.

6. Magnififaction (Catastrophizing) or minimization: Zayıflıkları Aşırı Büyütmek ve Güçlü Yanları Aşırı Küçültmek. Kişinin Zayıflıklarını ve Yetersizliklerini Aşırı Büyütmesi ve Güçlü olduğu alanları Aşırı Küçültmesi.

7. Emotional reasoning: Duygusal Karar Vermek. Kişinin ‘Duygularını’ hakikatin kanıtı olarak görmesi. Aslında Duyguların, Düşünce ve Tutumları Yansıttığını unutması.

8. Should statements: Zorunluluk İfadeleri. Kişini “Şunu yapmalıyım, bunu yapmalıyım” diye kendini motive etmeğe çalışması ve kendini baskı altına sokması. Sonunda motivasyonunu kaybetmesi.

9. Labeling and mislabeling: Etiketlemek ve yanlış etiketlemek. Kişinin hayatı boyunca yaptığı ‘yanlışları’ temel alarak olumsuz bir kendilik imgesi (Negative Self Image) üretmesi. “Ben beceriksizin tekiyim!” gibi.

10. Personalization: Kişileştirmek. Kişinin kendisini aslında sorumlusu olmadığı bir olayın sorumlusu olarak görmesi. “Benim yüzümden oldu!” bunun da ‘suçluluk duygusu’ yaratması. Aslında başkalarının NE yaptığı onların sorumluluğu altındadır, sizin değil. Bir öğretmen, danışman, ana, baba, doktor, satıcı, yönetici olabilirsiniz, onları etkileyebilirsiniz, fakat onların NE yapacaklarını kontrol edemezsiniz.

Gestalt Therapy İletişim Modeli:

Dr. Walter Kempler ‘Gestalt Therapy İletişim Modeli’ni şöyle açıklıyor:

“The experience of awareness is not precisely the same as the experience itself. Experience has no awareness. It is followed by awareness. The Gestalt Model does not use the terms ‘conscious’ and ‘unconscious’ but instead conceptualizes awareness in terms of ‘intelligent awareness’ and ‘psychophysical awareness’. Both can be conscious. Gestalt Therapy responds to ‘coordinated psychophysical awareness’ and does not respect ‘intelligent awareness’. When they are separated, The Gestalt Therapist listens to ‘intelligent awareness’ with one ear while searching with the other for a message from ‘psychophysical awareness’.”